Giriş yap
Kayıt Ol

Üye Girişi
Get Adobe Flash player

UyarıUyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor konsültasyonunun yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz,kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.

Favorilere Ekle
Siteyi favorilerime ekleSayfayı favorilerime ekleBu sayfayı paylaşBu sayfayı Email olarak gönderbize ulaşınBu sayfayı yazdır
Back to Top
Anasayfa Evlilik Evlilik siz nasıl bir koca arıyorsunuz

Son Eklenenler

Çok Okunanlar



siz nasıl bir koca arıyorsunuz

Kadın ekranda. Kadın bir evlilik programında. Kadın kırk dokuz- elli yaşında. Kadın ev hanımı ve bundan böyle de çalışmamaktan yana.. Kadın şurasından- burasından hasta. Kadında ne bir karne- ne sosyal güvence- ne vesika- ne diploma. Üstelik ilk evliliğinden olma iki ufak çocuğu var ve aradığı en az bir ev, bir araba, kenarda fazladan para. Aradığı kendisi için harika bir eş, çocuklarına da kendi deyimiyle sahici bir baba.. Artık ne kadar sahici olacaksa…

Bir kere kadının yaşına ya da eş arayışına takılmadım. Zira herkesin her yaşta mutluluğundan yanayım. Kadının çocuklarına da takılmadım. Zira bu güzel varlıkların hayatın yeniden inşası için birer ceza olduğunu sanmam ve çocuklarına rağmen yeni hayatlar kurmuş bir dolu insan tanırım. Yeter ki gerçek ebeveyn ayarında sevgi dayatılamayacağı bilinsin ve ancak biraz saygı ve iyi niyetle yetinilsin. Bundan başka kadının hastalığına- çalışmamasına- saçına başına- diplomasızlığına da takılmadım. Hastalık çoğu kez nasıl kaderse, okumamanın adı da çoğu kez oku-y-a-ma-mak ya olabilir. Farkındayım.

Vurgulamaya çalıştığım başka bir şey.. Mesela, aynı kadının daha uygun bir eş adayı üzerinde durmaması gibi.. Mesela, sahip olmadığı ne varsa karşı taraftan alma gayreti.. Mesela, bir gönül işi olan evliliğe, elde hesap makineli ticari bakışı gibi… Mesela, verebileceklerini hiç hesaba katmadan almak istediklerini alt alta sıralayışı gibi.. Mesela, izleyiciler arasında oturan yaşlı bir kadının gayri ihtiyari aklından geçen “akıllım bunlara sahip olan adam zaten gider dilediği kadını alır, seni ne yapsın?” iç sesli uzaktan bakışı gibi…

Düşünüyorum da nasıl kadınlar olduk böyle? Ne zamandan beri kendi kalitemizi artırmak adına yan gelip yatarken, kaliteli adamlar sorar olduk böyle.. Ne zamandır kendi boyumuza bakmadan en uzun, kendi huyumuza bakmadan en iyi, kendi kazancımıza bakmadan en zengin, kendi diplomamıza bakmadan en eğitimli eşler arar olduk? Ne zamandır, bütün bunların ilerdeki en ufak tartışmada kafamıza atılacak birer kül tablası olduğunu hesaba katmadan savaşa silahsız girer olduk? Ve ne zamandır bizi ilerletecek birini beklerken yerinde sayar olduk böyle?…

Söyleyeyim. Her şey biraz doğduğumuz yerde başladı. Bizim doğduğumuz yerlerde kız çocukları hep iyi bir evlilik yaptırılmak üzere büyütüldü. Bizim doğduğumuz yerlerde iyi ailelerle- iyi akrabalıklar tesis edebilecek kız evlatlar birer sosyal statü vesilesi görüldü. Bizim doğduğumuz yerlerde babalar kızlarının doktor- mühendis- işletmeci oluşuyla değil, yerine damatlarının yazlıkları- arabaları- banka hesaplarıyla övündü. Bizim doğduğumuz yerlerde en iyi kocayı hangi kadın kaptıysa, en büyük saygıya o layık görüldü.

Durum böyle olunca biz, kendimize bazı özellikler katmak yerine, hep bazı özellikler sorar olduk. Durum böyle olunca biz, hiç bir şey yapmadan oturup elde çekirdek- ağızda ciklet- zulada sıfır marifet uzun mu uzun “liste”ler sıralar olduk. Durum böyle olunca biz, aynı özelliklerin bizde olup olmadığına bakmaksızın ev- araba- yazlık- iyi huy- iyi eğitim- lisan- boy- pos- endam daha ne varsa onu arar olduk…

Aslında erkeğin üstünlüğü bizi olsa olsa gururlandırırdı. Şairin dediği gibi içimiz gıcıklanırdı, gözümüzde ne kadar büyükse o kadar daha aşık olurduk. Aslında işimize de gelirdi, kışın sıcağında ısınır- yazın gölgesinde ferahlar- hayatı kolay kılar- şimdikinden az yorulurduk. Ama dönüp bir de kendimize baksaydık, karşımızdakinin yerine kendimizi koysaydık, bütün bu özelliklerden en bir kaçının da bizden istenebileceğini çözer ve en az aldığımızın yarısını verebileceğimiz eşler bulurduk.

Yani biraz da omuz vermeyi öğrenir, yaslanmaktan kurtulurduk.

Yaslanmayan ama omuz omuza duran kız çocukları yetiştirebilmemiz dileklerimle…

Hatice Olgun

Bu yazıyı paylaşın

Bu Makele 203 Kez Okunmuştur
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Ataturk Diyor Ki
• Kadınlarımız eğer milletin gerçek anası olmak istiyorlarsa, erkeklerimizden çok daha aydın ve faziletli olmaya çalışmalıdırlar.
Son Yorumlar
  • Tarih boyunca turk katini erkegin yaninda yer alar... Devamı...
  • Bu vatana karşılıksız herşeyini adayan kadınlarımı... Devamı...
  • kadınlarımız bizlerin geleceğidir Devamı...
Radyo dinle
KızEvi Sayaç

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün444
mod_vvisit_counterDün532
mod_vvisit_counterBu hafta444
mod_vvisit_counterGeçen hafta3690
mod_vvisit_counterBu ay10576
mod_vvisit_counterGeçen ay15073
mod_vvisit_counterToplam498286

Online: 17
İp : 38.107.179.209
,
Bugün: 21 May, 2012
Şu anda 787 konuk çevrimiçi
KızEvi Istatistik

Son Üyemiz:goncaat...
Bölüm:13
Kategori:109
İçerik:6579
İçerik Okunma:763567
Destekleyenler
Shell Hosting de Bir Numara
Seviyeli Sohbetin Tek Adresi
İslami Bilgi Portalı